HABER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HABER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2015 Cumartesi

  |  YORUM YOK  |  

OSMANLI ARMASINDAKİ SEMBOLLER NE ANLATIYOR?


Osmanlı arması, gören gözleri mest eden, hayranlık uyandıran bir eser. Cumhuriyet tarihinde Osmanlı eserlerine karşı kara propagandadan kurtulan bazı ender mimari eserlerin girişlerini süsleyen Osmanlı arması, üzerinde 30 ayrı sembol taşıyor. İşte o semboller ve anlamları…
ARMA İLK OLARAK SULTAN ABDÜLMECİD ZAMANINDA KULLANILDI

osmanli armasi 

Arma, Osmanlı Devleti`ne ilk olarak Sultan Abdülmecid devrinde girmiştir. Barışçıl bir padişah olup tuğrasının yanına bir gül koydurmuştur. Bu motifle bütünleyici bir rol üstlenmiş, tüm dünyaya ‘ben barışçıl bir padişahım’ demek istemiştir.

Kırım Harbi`nde müttefikimiz olan Fransızlar, bir dostluk armağanı olarak Légion d`Honneur Nişanı`nı Sultan Abdülmecid Han`a verirler. Bunun üzerine diğer müttefikimiz İngilizler bunun gerisinde kalmamak için Diz Bağı Nişanı`nı hediye ederler. III. Edward tarafından çıkarılan Diz Bağı Nişanı`nda şöyle bir gelenek vardır:

Diz Bağı Nişanı verilen kişilerin armaları Windsor Sarayındaki St.George Kilisesi duvarlarına asılırdı. Osmanlı Devleti`nin o güne kadar arması olmadığından Sultan Abdülmecid İngilizlerden bu işin ustalarını göndermesini istemişti.

Bunun üzerine Kraliçe Victoria, Charles Young’u (bir arma ressamı) İstanbul’a göndermiştir. Charles, Osmanlı Devleti`ne ilk armayı yapar. Etienne Pisani isimli bir tercüman ile icraatlarını yürüten ressam, Osmanlı Devleti`ni bütünüyle kapsayan bir arma yapmak için yoğun çaba sarf eder. Sonunda saltanat kavuğu, sorguç, tuğra ve ay yıldızın da içinde bulunduğu Osmanlı Devletine yakışır bir eser ortaya çıkarır.

Yaptırılan bu arma daha sonra Londra`daki Osmanlı Sefiri Kostaki Efendi’ye gönderilip teslim edilir. Yapımı tamamlanan ve İngiltere’ye gönderilen arma, resmi tören ile alınır ve St. George Kilisesi`nin en yüksek yerine asılır.

ARMANIN SON ŞEKLİ SULTAN II.ABDÜLHAMİD ZAMANINDA BELİRLENDİ

Böylelikle Abdülmecid, Osmanlı Devleti`nde ilk kez yabancı nişan kabul eden sultan olur. Daha sonra Abdülmecid Han`ın oğlu Sultan II. Abdülhamit, babasının devrinde yapılan armaya yeni eklemelerde bulunur. 17 Nisan 1882 yılında resmi arma olarak kabul edilir ve kullanılmaya başlanır.

İŞTE OSMANLI ARMASINDAKİ SEMBOLLER VE ANLAMLARI


osmanlı arması 

1- Tuğranın etrafındaki bu güneş motifi, padişahın güneşe benzetilmesinden ileri gelir
2- II. Abdülhamit`in tuğrası.
3- Sorguçlu Kavuk: Osman Gazi`yi ve tahtı temsil eder.
4- Yeşil Hilafet Sancağı
5- Süngülü Tüfek: Osmanlı ordusunun asli silahı olmuştur
6-Çift Taraflı Teber.
7-Toplu Tabanca
8-Terazi: Şeşper ve asaya asılıdır, adaleti temsil eder.
9-(Üstte)Kur`an-ı Kerim (Altta) Kanunnameler.
10-Nişan-ı Âli-i İmtiyaz.
11-Nişan-ı Osmanî
12-Asa ve Şeşper
13-Çapa: Donanmayı temsil eder.
14-Bereket Boynuzu.
15-Nişan-ı İftihar
16-Yay
17-Nişan-ı Mecidi
18-Borazan
19-Şefkat Nişanı
20-Top Gülleleri
21-Kılıç
22-Top
23-El siperlikli merasim kılıcı.
24-Mızrak
25-Çift Teber.
26-Tek Taraflı Teber
27-Bayrak
28-Osmanlı Sancağı
29-Mızrak
30-Kalkan ortasında stilize edilmiş güneş motifi ve 12 yıldız

Bayrakların ortasındaki eliptik şekil ve kavuk saltanat ve hilafeti; soldaki çiçekler müsamahayı; soldaki terazi adaleti; soldaki kitap Kur`an-i Kerim`i; sağ ve soldaki silahlar orduyu; güneş, devletin büyüklüğünü; güneşin ortasındaki yeşil yuvarlak ve içindeki tuğra, en büyük Müslüman Türk hanedanını; tuğranın altındaki ay, dünyadaki bütün Müslümanların hamisi oluşunu; madalyonların asılı olduğu aksam köklü Osmanlı kültürünü; en altta asılı madalyonlar, çeşitli milletlerden oluşan Osmanlı halkını ifade eder.

Bilal Yavaş/ gencdergisi.com
  |  YORUM YOK  |  

KADI GIYASEDDİN KİMDİR?

Son zamanlarda TRT’de yayınlanan “Filinta” dizisiyle adından sıkça söz ettiren Kadı Gıyaseddin kimdir? 
1810 yılının Kasım ayında Dersaadet’te doğdu. Ailesi Kadı Burhanettin’in soyundan gelme, nesiller boyunca ulema ve din bilgini çıkaran bir aileydi.

 Küçük yaştan itibaren kıvrak zekasını gösterdi. Buhara, Şam, Kahire ve Konya’da fıkıh, usûl-i fıkıh, ferâiz, hadis, tefsir, heyet ve tıp eğitimi gördü.

Daha sonra Şehr-i İstanbul’a geri döndü. Sarayda şehzadelere ders verirken aynı zamanda Yunus Efendi Külliyesi’nde yetim ve öksüzlere Kur’an öğretti.

Allah’ın inayeti, devletin tensip ve desteği ile kısa sürede yüce bir makam olan “Kadılık” makamına terfi etti. Gıyaseddin efendi, 1860 yılında bizatihi öğrencisi Sultan tarafından önce Beşiktaş, sonra Galata Kadılığı’na tayin edildi.
  |  YORUM YOK  |  

PİRİ REİS KİMDİR?

Yaptığı haritaların günümüzde dahi sırrı çözülemeyen Piri Reis kimdir?
Piri Reis; 1470’li yıllarda Gelibolu’da doğdu. Esas adı Muhittin Piri, babası Karamanlı Hacı Ali Mehmet’tir. Piri Reis; daha küçük yaşlarda iken amcası ve ünlü denizci Kemal Reis’in yanında deniz seferlerine başladı. Kemal Reis tarafından iyi bir denizci olarak yetiştirildi. 1487-1493 yılları arasında, amcası ile Akdeniz’de korsanlık yaptıkları dönemde, Sicilya, Korsika, Fransa kıyılarına yapılan saldırılara katıldı.
Gittiği yer ve limanı inceleyerek notlar almaya ve haritalar çizmeye başladı. 1494 yılında Venedik üzerine sefer hazırlığı yapmakta olan II. Beyazıt; Akdeniz’de korsanlık yapan denizcileri, Osmanlı Donanması’na katılmaya çağırınca, Kemal Reis ile birlikte Osmanlı Donanması’nın hizmetine girdi.

29158-PIRI-REISIN-IZINDE

Piri Reis; Osmanlı-Venedik savaşında, ilk defa gemi kaptanlığı yaptı. Daha sonra; İnebahtı, Moton, Navarin, Midilli, Rodos gibi deniz seferlerinde bulundu. Her gittiği yerde notlar almaya ve haritalar çizmeye devam eden Piri Reis; 1511’de amcası Kemal Reis’in ölümü sonrası, denizciliğe ara vererek, kitaplar ve haritalar üzerinde çalıştı. Aldığı notlar ve haritalar ve öğrendikleri ile Dünya Haritası’nı çizdi.

Bir müddet, Barbaros Kardeşlerin idaresi altında bazı seferlere çıktı ise de yeniden Osmanlı Donanması’nın hizmetine girdi. Mısır Seferi’ne gemi komutanı olarak katıldı, Nil Irmağı’nı çizdi. İskenderiye’nin fethinde gösterdiği başarılar sonucu, padişahın övgüsüne mazhar olarak haritasını sundu.

Sefer sonrası aldığı notları derleyerek Kitab-ı Bahriye’yi hazırladı. Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa aracılığı ile Kanuni Sultan Süleyman’a arzetti. 1528 yılında, ilkindekinden daha tefarruatlı olan ikinci haritasını çizdi. 1533 yılında Derya Sancak Bey’i oldu. Güney denizlerde Osmanlı için çalıştı.
1546’da Mısır Kaptanı ünvanını aldı. Umman ve Basra seferi sonunda, Mısır’daki yöneticiler tarafından, suçlayıcı ve olumsuz rapor hazırlanarak Kanuni’ye gönderildi. Kanuni Sultan Süleyman’ın fermanı ile 1554’te idam edildi.
  |  YORUM YOK  |  

ERTUĞRUL BEY KİMDİR?

Ertuğrul Gazi,  Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gâzi’nin babasıdır. Oğuzların Bozok koluna bağlı Kayı boyundan olan Süleyman Şah’ın oğludur. 1198 yılında doğduğunu bilinen Ertuğrul Bey 1281 yılında Söğüt’te vefat etti.
Cengiz’in İslâm memleketini talan ettiği sırada babası Süleyman Şâh, Selçuklu topraklarına yerleşmek üzere kabîlesiyle berâber ülkesini terk ederek, Oğuzların yoğun olduğu Ard havzasına gelmişti. 1220′lerde Horasan’ın kuzey sınırına, oradan Karakum Gölünün güneyine, oradan da Merv yoluyla Ahlat’a ulaşmıştı. Moğol ateşinin Doğu Anadolu’yu da sarması üzerine kabîlesine daha uygun bir yer arayan Süleyman Şah, Rakka civarında Ca’ber Kalesi yakınında Fırat Nehri’nden geçerken boğuldu.

ERTUĞRUL BEY, KARDEŞLERİNİN AKSİNE BATIYA DOĞRU İLERLEDİ

Babalarının vefâtından sonra, Ertuğrul Gâzi kabîleye reis seçildi. Ağabeyleri Sungur Tekin ve Gündoğdu, bazı kabîle mensuplarıyla berâber Ahlat’a geri döndüler. Ertuğrul Gâzi ise, kardeşi Dündâr Bey ile berâber batıya hareket etti.
Sivas yakınlarında konakladıkları sırada Selçuklu ordusu ile büyük bir Moğol birliğinin savaşına şâhid oldular. Selçukluların yenilmekte olduğunu görünce, yiğitlik ve mertlik esaslarına göre, kuvvetleriyle onların yardımına koşan Ertuğrul Gâzi, Selçuklu ordusunun gâlip gelmesini sağladı. Bunun üzerine Selçuklu Devletinin hükümdârı bulunan Sultan Alâeddîn, Ertuğrul Bey’e iltifât ederek hil’at gönderdi ve Ankara yakınındaki Karadağlar mıntıkasını ıktâ olarak verdi (1230).
Ertuğrul Bey, bir müddet burada kaldıktan sonra, oğlu Savcı Bey’i Konya’ya gönderince, Bursa ile Kütahya arasındaki Domaniç Dağları yaylak, Söğüt ile Karacaşehir kışlak olmak üzere kendilerine verildi. Bunun üzerine Ertuğrul Gâzî aşiretiyle berâber gelip, Söğüt ve Domaniç’e yerleşti. O civarlarda oturan Afşar (yâhut Alişar) ve Çavdar aşîretlerinin etrâfa verdikleri zararlara mâni oldu. Hıristiyan tekfûrlarla da iyi geçinmeye dikkat etti. Adâleti, halka olan iyi muâmele ve yardımları o kadar çoktu ki Hıristiyan tebaa bile kendisini sevip sayıyordu.

KARACAHİSAR’IN FETHİ

Ertuğrul Gâzinin günden güne kuvvetlenmesi Karacahisar tekfûrunu kendisine cephe almaya yöneltti. Bunun üzerine Ertuğrul Gâzi Konya’ya giderek Sultan Alâeddîn’i bu hisarın fethine teşvik etti ve berâberce gelerek Karacahisar’ı kuşattılar. Moğolların Konya Ereğlisi’ni kuşatması üzerine, Sultan Alâeddîn geri döndü. Ancak Ertuğrul Gâzi muhâsaraya devâm etti. Bir müddet sonra kaleyi fetheden Ertuğrul Gâzi, tekfûru ve diğer esirleri kardeşi Dündar Gâzi ile birlikte Konya’ya Sultan’a gönderdi.

TAHT KAVGALARINA KARIŞMADI

Ertuğrul Gâzi, Selçuklu Sultânı Alâeddîn’in vefâtına kadar altı sene etrâfın fethi ve İslâm’ın yayılması için bütün gayreti ile çalıştı. Sultânın vefâtından sonra, Selçuklu hükümdârları arasındaki taht ve taç kavgalarına karışmayarak Söğüt uç bölgesinde tekfûrlarla mücâdeleye devâm etti. 1281 yılında 92 veya 96 yaşındayken Söğüt’te vefât ederek oraya defnedildi.

İSLÂM’I SEVDİRDİ

Ertuğrul Gâzi, çevresinde bulunan beyliklerden devletlerin durumlarını ve siyâsî şartlarını gâyet iyi değerlendirirdi. Komşuları ile dâimâ iyi geçinerek aşîret ve tebaasını güçlü bir durumda huzûr ve râhat içinde yaşattı. Çok cömert olan Ertuğrul Gâzi, fakirlere, düşkünlere dâimâ yardım ederdi. Yarım asır adâletle idâre ettiği bölgede Hıristiyanlara da İslâm’ı sevdirdi.

KÜÇÜK OĞLU OSMAN BEY REİS OLDU

Ertuğrul Gâzinin ölümünden sonra, küçük oğlu Osmân Gâzi, kavim ve kabîlesinin reisi oldu. Osman Bey’in bağrından çıkarak denizleri, diyarları, kıtaları ve ülkeleri muhteşem dalları arasına alacak olan çınarın kökü toprağa yayılmaya başladı. Öyle ki bu çınarın gölgesi altında bütün insanlık, Asr-ı Saâdet’ten sonra, bir daha görüp hayâl edemediği bir şekilde tam altı asır yaşadı.

11 Ocak 2015 Pazar

  |  YORUM YOK  |  

MC DONALD’S ÜRÜNÜNDE İNSAN DİŞİ ÇIKTI

Dünyaca ünlü fast food zinciri McDonald’s müşterilerinden özür diledi. Özrün sebebi ise müşterilerin yemeğinden çıkan yabancı maddeler.
İNSAN DİŞİ VE PLASTİK PARÇALAR BULUNDU

McDonald’s’ın özür dilemesine neden olan yabancı maddeler içerisinde; insan dişi, plastik parçaları ve benzeri birtakım nesneler bulunuyor.

GEÇTİĞİMİZ YIL DA BOZUK ET SKANDALI YAŞANMIŞTI

Geçen sene, McDonalds’ın da bulunduğu Çin ve Japonya’daki fast food restoranları, Çin’deki bir üreticiden temin edilen bozuk et skandalıyla sarsılmıştı. 

Bu skandalın üzerine son yıllarda yaşanan, yemekler içinde yabancı madde bulunması olayları artış gösterince McDonald’s yöneticileri müşterilerinden özür dilemek zorunda kaldı.

McDonalds Japonya’nın üst düzey yetkililerinden Takehiko Aoki açıklamasında; “Amacımız bu tarz olayların hiç yaşanmamasını sağlamak. Bunu başarmak için de elimizden gelen her şeyi yapıyoruz” şeklinde konuştu. Yiyeceklerin içine yabancı maddelerin nasıl karışmış olduğu ise henüz açıklığa kavuşmadı.

McDonalds’ın Japonya genelinde 3 binden fazla restoranı bulunuyor.

Kaynak: Ntv
  |  YORUM YOK  |  

NEW YORK POLİSİ CUMA HUTBESİ DİNLEDİ


 Bir grup New York polisi, New York’ta bulunan Eyüp Sultan Camisi’ndeki Cuma hutbesine, özel davetli olarak katıldı. Polisler, “Müslümanları tanıdıkça endişelerimiz azalıyor.” dedi.
New York polisinin ziyareti, Brooklyn’de yaşayan New York Polisi Toplum Sorumlusu Kenan Taşkent’in daveti üzerine gerçekleşti.
Brooklyn’in 61 Numaralı Karakolu’nda görevli 10’dan fazla Amerikan polisi Eyüp Sultan Camisi’ndeki Cuma hutbesini dinledi. Hem Türkçe hem de İngilizce verilen hutbede İmam İlyaz Gönen, Fransa’nın başkenti Paris’teki saldırıların Müslümanlar tarafından da kınandığını söyledi.

“BU ALGI MÜHENDİSLİĞİNE KARŞI DUYARLI OLUNMALI”

“Tasvip edilemez” şeklinde nitelediği saldırının, aslında İslam’a ve Müslümanlara yönelik olduğunu vurgulayan Gönen, “Bu eylemi İslam’la ilişkilendirmeye yönelik yapılan her açıklama, en az bu eylem kadar tahrip edici ve olumsuz sonuçlar doğurucu niteliktedir” dedi.
Gönen, “Bu algı mühendisliğinin tuzağına karşı, hem Müslüman kardeşlerimiz hem de insaf ve iz’an sahibi bütün Batılı halklar, duyarlı olmak durumundadır” diye konuştu.

“MÜSLÜMANLARI TANIDIKÇA ENDİŞELERİMİZ AZALIYOR”

new-york-polisi_9217

Birçoğu hayatlarında ilk kez camiye gelen Amerikalı polislerden Jack Shnayder, “Müslümanları tanıdıkça endişelerimiz azalıyor. Bizim ziyaretlerimiz çok büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu.
Hutbe ve vaazı caminin ikinci katında kendileri için ayrılan bölümde dinleyen polisler daha sonra namaz ve diğer Müslüman ibadetleri konusunda bilgiler aldı.
Kaynak: AA

3 Ocak 2015 Cumartesi

  |  YORUM YOK  |  

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI’NDAN MEVLİD KANDİLİ MESAJI


 Görmez, cuma gününü cumartesiye bağlayan gecenin alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) dünyaya gelişinin 1444’üncü yıldönümü dolayısıyla bir Mevlid Kandili mesajı yayımladı.
İşte Diyanet İşleri Başkanı’ın Mevlid kandili mesajı:

2 Ocak Cuma gününü cumartesiye bağlayan gece, zerreden küreye bütün bir kâinata rahmet olarak gönderilen Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’in varlık âlemini şereflendirmesinin 1444. yıl dönümünü idrak edeceğiz.

Öncelikle mevlid-i şerifine bir kez daha erişme bahtiyarlığına nail olduğumuz Muhammed Mustafa’yı (s.a.v); adalet, merhamet, muhabbet ve hikmet peygamberini tazim ile yâd ediyorum. Salat ü selam, tahiyyat ü ikram, her türlü ihtiram ona, âline, ashabına ve etbaına olsun.

 Onunla gelen vahyin ışığı gönüllerimizi bir kez daha aydınlatırken, bu ışığın bütün insanlığın muhtaç olduğu manevi huzura dönüşmesini; vatanımız, milletimiz, gönül coğrafyamız ve topyekûn yeryüzü ahalisi için Mevlid Kandili’nin barış, bereket ve selamete vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyorum.

SİZE ÖYLE BİR PEYGAMBER GELMİŞTİR Kİ…

Kur’an-ı Kerim’de “Size öyle bir peygamber gelmiştir ki, sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” buyrulur.

 Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in adalete ve merhamete dayalı kuşatıcılığı birlikte yaşadığı ashâbına olduğu kadar, gelecek ümmetini de kapsar. O’nun sözleri, insanı özüyle tanıştıran, kendisiyle barıştıran, tabiatla kaynaştıran, Rabbine yönelten hatırlatıcı düsturlardır. Onun hayatı bizim için insafın, vicdanın, affın, sabrın, hoşgörünün ve şefkatin örnekliğidir.

“MUHAMMEDÜ’L EMİN” (S.A.V)’İN ÖZELLİKLERİNE İHTİYAÇ VAR

“Emin” olmak ve karşısındakine güven vermek insanlık değerlerinin en başında gelir. Kardeşin kardeşe, ebeveynin evladına, çocuğun ana-babaya, komşunun komşuya, toplumların diğer toplumlara karşı güven duygusu, toplumsal hayatımızın en temel vasfı olmalıdır.

Dünyanın bir eman yurdu, bütün şehirlerin güvenlik beldesi ve yeryüzünün esenlik diyarı olması için “Muhammedü’l Emin” olan o kutlu insanın özelliklerine ve örnekliğine bugün dünya Müslümanlığının ve insanlığın her şeyden çok ihtiyacı vardır. 

O’NUN ÖRNEKLİĞİNİ SADECE ELBİSEDE ARAMAMALIYIZ

O’nun örnekliği sadece şekle dayalı sünnetlerin yaşatılması değildir. O’nun örnekliği ahlaki vasıflarının tüm özelliklerini alabilmek ve bunları hikmetine uygun yaşayabilmektir.
Sünneti sadece bedenimizi örtmek için giydiğimiz libasta arama ve yaşatma yerine, benliğimizi her türlü kötülüklerden koruyacak olan iyi davranışlarda arama ve yaşatmamız gerekir.

HER DAVRANIŞI BİR HİKMETİ ÖĞRETİR

Hz. Peygamber (s.a.v)’in her davranışı bize bir hikmeti öğretir. Bu hikmetlere dayalı yaşama ölçütleri ancak bizi bir adım daha O’na ve O’nun sünnetine yaklaştırmış olur. O bizim için her şeyiyle örnektir. Baba olarak örnektir, eş olarak örnektir, öğretici olarak örnektir ve yönetici olarak örnektir.

PEYGAMBERİMİZ SOSYAL STATÜ FARKI GÖZETMEMİŞTİR

Peygamber Efendimiz (s.a.v), ırk, dil, renk, yaş, cinsiyet ve sosyal statü farkı gözetmeksizin “İnsana” yani “Yeryüzünün şerefli halifesine” sorumluluklarını ve taşıdığı emaneti öğretmiştir.
 İnsanlık, bir olan Allah’a ubudiyeti, bu ubudiyet bilinciyle hayatı kavramayı, kâinata hikmetle bakmayı, bütün mahlukata şefkatle davranmayı, hakkın ve hakikatin yolunda olmayı, adaletten ayrılmamayı, fazileti, her türlü dünyevi hırsın önünde tutmayı ondan öğrenmiştir.

EMANETİ TAŞIMA BİLİNCİ

Müminler bütün zamanlarda hem emin olma hem de emaneti taşıma bilincini ahlakı Kur’ân olan Peygamberimizin örnekliğiyle kavramışlardır. Bu emanet, fitne çıkarmak ve bozgunculuk yapmak yerine bilgi, hikmet ve marifetle yeryüzünü imar ve inşa etmektir.

O’NU REHBER EDİNENLER DOĞAYI TAHRİP ETMEZ

Bu bilince erenler insanları yönetirken zulüm, baskı ve zorbalık yerine adaletle ve merhametle yönetirler. Hiçbir zaman zulmün ve zalimin yanında değil her zaman mazlumun ve mağdurun yanında olurlar.

Hz. Peygamber’i, rehber kabul edenler,  hırs ve iştahlarına yenilerek doğayı tahrip etme yerine onu kendisinin emanetinde olan bir değer olarak kabul ederler.

 Hâsılı müminler bütün Peygamberlerin ve peygamberimizin davasının sadece ve sadece iman, ahlak, adalet ve merhamet davası olduğunu kabul ederler ve bu değerleri kendilerine dava yaparlar.

DÜNYA BUGÜN O’NUN REHBERLİĞİNE MUHTAÇ

Peygamberimizi anmak bu duygu ve düşünceleri hatırlamaktan bağımsız düşünülemez.
 Bugün körelmeye yüz tutmuş hassasiyetler, ubudiyeti unutmuş zihinler, hırs, tamah, kibir ve güç tutkusuyla kararmış kalpler, belleğini yitirmiş, medeniyetinin değerlerini heba etmiş toplumlar onun mevlidini idrak ederek Peygamber Efendimiz (sas)’in örnekliği ve rehberliğiyle yeniden bir doğuşa muhtaçtır.
Bu duygu ve düşüncelerle Mevlid Kandilini tebrik ediyor, başta ülkemiz ve İslâm dünyası olmak üzere tüm insanlığın Peygamber Efendimizin (s.a.v) yüce örnekliğinden nasibdar olmasını Cenab-ı Mevlâ’dan niyaz ediyorum.
  |  YORUM YOK  |  

YEŞİL KUYRUKLU YILDIZ DÜNYA SEMASINDA GÖZÜKECEK

‘Lovejoy’ adı verilen yeşil kuyruklu yıldız, yeni yılın ilk günlerinde gökyüzünü yeşil rengiyle aydınlatacak.
7 OCAK’TA 70 MİLYON KİLOMETRE MESAFEDEN GEÇECEK

Dünya’ya en yakın noktaya yaklaşan ve yeşil parıltısı ile dikkat çeken “Lovejoy” isimli kuyruklu yıldız, yeni yılın ilk haftasında gök bilimcileri heyecanlandıracak.

Kuyruklu yıldızın ışıltısını, geçtiğimiz haftalarda Güney Yarımküre’de yaşayanlar daha fazla görmeye başlamıştı. NASA, kuyruklu yıldızın 7 Ocak’ta 70 milyon kilometre mesafede Dünya’ya en yakın noktaya ulaşacağını açıkladı.

Y7v9E_1420219194_0904

1 Ocak 2015 Perşembe

  |  YORUM YOK  |  

FRANSA’DAKİ IRKÇILAR BARBAR(!)LIKTA SINIR TANIMIYOR

Fransa’nın doğusundaki Besancon kenti yakınlarındaki Pontarlier kasabasındaki bir cami önüne domuz yavrusunun leşi bırakıldı.
Cami görevlisinin şikayeti üzerine olay yerine gelen güvenlik güçleri, leşi cami önünden kaldırırken; polis, söz konusu ırkçı saldırıyla ilgili soruşturma başlattı.

SALDIRI “MÜSLÜMANLARA YÖNELİK BİR TAHRİK”

Fransa İslam Karşıtı Saldırıları Gözlemevi Başkanı Abdallah Zekri, yaptığı açıklamayla, söz konusu saldırıyı Irak ve Suriye’de çatışmaların sürdüğü bir dönemde ”Müslümanlara yönelik bir tahrik’‘ olarak değerlendirerek, sert şekilde kınadı.

IRKÇILAR NEFRETİ KÖRÜKLEMEK İSTİYOR

”Biz diğer topluluklarla barış içinde yaşamak istiyoruz” diyen Zekri, ”Bazı yabancı düşmanı ve ırkçılar, toplumlar arasında nefreti körüklemek istiyor” ifadesini kullandı.
Kasabanın bağlı olduğu Franche-Comte bölge valisi Stephane Fratacci, yaptığı açıklamayla ibadet bölgesine yapılan saldırıyı kınayarak, sorumlularının derhal bulunmasını istedi.

AYNI CAMİ GAMALI HAÇ İLE TAHRİP EDİLMİŞTİ

fransa5a73fa2f

Aynı caminin kapısı ocak ayında gamalı haç ve Nazi selamı ”SS” simgeleri ile tahrip edilmişti.
Fransa, Avrupa’da en fazla Müslüman’ın yaşadığı ülkelerden biri. Ülkede çoğu Kuzey Afrika kökenli yaklaşık 4 milyon Müslüman yaşıyor. (AA)

2012 YILINDA DA DOMUZ BAŞI ASILMIŞTI

2012 yılında da Fransa’nın güneyinde bir caminin önüne asılı halde 2 domuz başı bulunmuştu. Montauban Belediye Başkanı Brigitte Bareges’in ofisinden yapılan açıklamada, Selam Camii bitişiğindeki direklere asılı halde 2 domuz başının bulunduğu belirtilmişti.
  |  YORUM YOK  |  

BATI’NIN HİÇ AZALMAYAN UTANCI; İSLAM KARŞITLIĞI


Tarihten bugüne, Müslümanlar, özellikle Osmanlı Devleti zamanında Hıristiyanlara ve diğer inançlara hep hoşgörü ile yaklaştı. Ancak Hıristiyan devletler ve halkın bazı kesimleri, Müslümanlara karşı ayrımcı bir tavır sergiledi. Bugün de aynı durum devam ediyor. Almanya, Avusturya, Fransa’da yaşanan ırkçı olaylar ve ayrımcı politikalar bu devamlılığın bir göstergesi.
Gün geçmiyor ki bir Batı ülkesinde, İslam karşıtlığına dayanan olaylar gündeme düşmesin. İşte son zamanlarda medyaya yansıyan olaylardan bazıları;

ALMANYA’DA İSLAM KARŞITI GÖSTERİLER BÜYÜYOR

Almanya’da İslam ve göçmen karşıtı gösteriler sürüyor. “Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar” (PEGIDA) hareketi Alman bayraklarıyla Dresden kentinde gösteri yaptı. Binlerce kişi, Neo- Nazi hareketinin en güçlü olduğu Dresden’in Semperoper Opera Salonu önünde toplanıp İslam ve göçmen karşıtı dövizler taşıdı. Taşınan pankartlar arasında “Kendi Almanyamızı özledik”, “Göçmenlerin sosyal refahımızdan yararlanmasını durdur” sloganları dikkat çekti.

200 KİŞİ 17 BİN 500 KİŞİ OLDU

almanlar1

İki ay önce ortaya çıkan Pegida’nın ilk gösterilerine Dresden’de ise 200 kişi katıldı. Daha sonra hareket büyüdü, iki hafta önceki gösteriye 10 bin, 16 Aralık’takine de 15 bin kişi katıldı. Siyasilerin karşı açıklamalarına rağmen bu akşamki gösterilere katılım merak ediliyordu. Dresden polisi PEGİDA protestocularının sayısının 17 bin 500 olduğunu açıkladı.

“ÖZÜR DİLERİZ, MÜSLÜMANLAR GİREMEZ”

İslam karşıtlığının başka bir yansıması da Avustralya’da görüldü. Avustralya’nın Queensland eyaletindeki bir kasabada restoran sahibi, tabelaya ”Özür dileriz, Müslümanlar giremez” diye yazdı.

Restoranın sahibi John Hawkes, işyerinin önündeki günlük menülerin yer aldığı tabelaya, ‘‘2 bin sene önce Hazreti İsa suyu şaraba değiştirdiği için haber başlıklarına çıkmıştı. Gelenek devam ediyor, biz de parayı biraya çeviriyoruz. Özür dileriz, Müslümanlar giremez” yazdı.

avustralyada-muslumanlar-giremez-yazisitepki-cekti,AaowaiGhJEizCzyPaEQ89g

AVUSTURYA’DAKİ ‘AYRIMCI TASARI’ 2015’TE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK

Avusturya hükümeti,  Müslümanlara yönelik ayrımcı maddeler içeren yasa tasarısını 2015’te yürürlüğe sokmaya hazırlanıyor. Tasarıya göre, Avusturya’da görevli imamlar sadece vizeleri bitene kadar görev yapabilecek ve imamlara yeni vize verilmeyecek. Ayrıca yabancı ülkeler bu ülkedeki dini kurumlara finansal yardım yapamayacak.

Dernek statüsündeki camiler ya tüzüklerini değiştirerek İslam cemaati altında tüzel kişiliğe geçecek, ya da bir yıl içinde kapanacak.

Diğer yandan tasarının yürürlüğe girmesiyle Başbakan, Müslüman dini dernekleri tanıma ve lağvetme yetkisine sahip olacak.

Ayrıca, dini cemaatler tarafından düzenlenecek etkinlikler ‘güvenlik’ gerekçesiyle iptal edilebilecek.

MEZHEPSEL AYRIMI KIZIŞTIRACAK EĞİTİM HAMLESİ

Tasarının yürürlüğe girmesi halinde Viyana Üniversitesi’nde kurulacak İslam Teoloji Fakültesi’nde Sunniliği ve Aleviliği esas alan iki bölüm kurulması planlanırken, buradan mezun olanların camilerde din görevlisi olarak görevlendirilebileceği ifade ediliyor.

Hükümetin ısrar ettiği tasarının ocak ayında meclisten geçerek şubatta yürürlüğe girmesi planlanıyor.
  |  YORUM YOK  |  

TÜRKİYE’DE EN ÇOK NAMAZ HOCASI VE DUA KİTAPLARI OKUNUYOR!

DESAM (Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından hazırlanan Ar-Ge raporuna göre Türk halkı günde 6 saat televizyon izliyor, günde 3 saat internete giriyor fakat kitap okumaya ancak yılda 6 saat vakit ayırıyor.
DESAM (Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından hazırlanan Ar-Ge raporuna göre Türk halkı günde 6 saat televizyon izliyor, günde 3 saat internete giriyor fakat kitap okumaya ancak yılda 6 saat vakit ayırıyor.
DESAM raporuna göre Türkiye’de okuma alışkanlığı yok denecek kadar az. AB ülkelerinde yüzde 21 olan kitap okuma oranı, Türkiye’de sadece yüzde 0,01.

EN ÇOK NAMAZ HOCASI VE DUA KİTAPLARI OKUNUYOR!

DESAM raporunda atıfta bulunulan UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) dünyadaki okuma alışkanlıkları raporuna göre Türkiye, kitap okuma oranında dünya ülkeleri arasında 86’ncı sırada; Gambiya, Fildişi Cumhuriyeti gibi Afrika ülkeleriyle birlikte yer alıyor. Türkiye’de kitap okuyan on binde bir kişinin okuduğu kitaplara baktığımızda yani en çok okunan kitaplar ise genelde; fıkra kitapları, namaz hocası ve dua kitapları ile aşk kitapları başı çekiyor.

AYDA 213 LİRA CEP TELEFONUNA YILDA 6,5 LİRA KİTABA AYIRIYORUZ!

Ayda cep telefonu ve iletişim masraflarına 213 lira ayıran 4 kişilik bir Türk ailesi kitaba ise ayda değil yılda sadece 6,5 lira ayırıyor. .

1 MİLYON KÜTÜPHANE ABONESİNE KARŞIN 71 MİLYON CEP TELEFONU ABONESİ

Türkiye’de çoğu AB standardını taşımamakla birlikte bin 118 kütüphaneye çoğu ders çalışmaya giden öğrenciler olmak üzere yılda 18 milyon kişi giriş yaparken, 16 bin kütüphanesi bulunan ABD’de kütüphanelere yılda 1 milyar 400 milyon giriş yapılıyor. Bin 118 kütüphaneye karşın Türkiye’de 600 bini aşkın kahvehane bulunuyor. Türkiye’de 1 milyon 25 bin kütüphane üye sayısı bulunuyorken 71 milyonun üzerinde cep telefonu abonesi var.

KİŞİ BAŞINA 1399 SİGARAYA KARŞIN 7 KİTAP DÜŞÜYOR!

Yapılan bir araştırmada gençler en önemli ihtiyaçlarının akıllı cep telefonu olduğunu dile getirirken BM İnsani gelişmişlik raporuna göre Türkiye’de kitap 235. sırada yer alan bir ihtiyaç malzemesi. Türkiye’de yılda kişi başına sigara tüketimi 1399 iken kişi başına 7 kitap düşüyor. Yapılan bir araştırmada deneklerin 5/3′ ü son okuduğu kitabın adını hatırlayamazken futbolcu ve şarkıcıların künyelerini, sevgililerini bile ezbere saydığı görüldü. Raporla ilgili değerlendirmelerde bulunan DESAM Başkanı Gürkan Avcı, “Oysa kitap okumak kişisel gelişimin yanı sıra beyin gelişimi açısından da oldukça önemli. Bu nedenle özellikle çocuklara mutlaka kitap okuma alışkanlığının kazandırılması gerekiyor” diye konuştu.

TÜRKİYE İÇİN TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR!

Kitap okuyan insanların hem şanslı hem de farklı olduklarını söyleyen DESAM Başkanı Gürkan Avcı, “Öğrenci ve öğretmenlere okuduğu kitapları ve izlediği filmleri tavsiye ederek çok önemli bir rol model örneği sergileyen bir Milli Eğitim Bakanımızın olmasından memnuniyetle güç alarak Türkiye’nin biran önce kitap okuma ve okutma politikası oluşturması gerektiğini söylemek istiyorum. Çünkü Türkiye için rakamlar çok vahim ve tehlike çanları çalıyor. Türk halkı için okumak, temel yaşam ihtiyacı gibi algılanmalıdır. Bundan 40 – 50 sene önce Türkiye için okur -yazar olmak önemliydi. Ancak günümüzde sadece okur-yazar olmak değil, okumak ve yazmak gerekiyor. Bu Türkiye’nin önüne koyduğu hedefler doğrultusunda gelişim ve değişimi için zorunlu olduğu gibi çağdaş, güçlü ve saygın bir ülke olması için de şarttır” diye konuştu.

KİTAP OKUMA SORUNU MİLLİ GÜVENLİK SORUNU GİBİ GÖRÜLMELİ

Milli Eğitim, Kültür ve Gençlik Bakanlıklarının ortak politikasıyla başta gençler ve çocuklar olmak üzere tüm halkın gün içerisinde 10 sayfa kitap okuması gibi bir hedefi yakalamasının Türk halkında yaratacağı kültürel gelişim ve değişimi hiçbir politik uygulamanın gerçekleştiremeyeceğini ifade eden Avcı, “Günde 10 sayfa kitap okuyan biri, yılda 3650 sayfa, ayda 300 sayfalık bir kitap okumuş olur. Ayda bir kitap okuyan bir insanın yaşadığı entelektüel, demokratik, insani, vicdani ve kültürel değişimi hiçbir devlet politikası sağlayamaz” dedi.

OKUMAYAN BİR GENÇLİKLE BÜYÜK HEDEFLERE YÜRÜNEMEZ

Türkiye’de kitap okunmamasının yapısal nedenleri olduğunu belirterek, okul öncesi dönemden üniversite eğitiminin sonrasına kadar kitap okumanın stratejik bir konu olarak ele alınması gerektiğini kaydeden Avcı, “Kültür, eğitim ve bilim merkezleri olması gereken ilgili bakanlıkların kurumlarının Türkiye’de kitap okutma stratejilerinin olmadığını, kitapların halen e-kitap haline getirilemediğini, oysaki çağımızda kitabın, okurun evine, otomobiline, ayağına kadar götürülmesi gerektiğini belirterek “Günümüzde otomobilde, yolculukta, tatilde kitap okumanın önü açılmalıdır. Bunun için sesli kitaplar da yapılmalıdır. Klasik, eski kitap okuma alışkanlıklarımızı geliştirmeliyiz. Özellikle gençliğe farklı bir stratejiyle kitap okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Aksi takdirde okumayan bir gençlik ile büyük ve aydınlık hedeflere yürünemez” dedi.

ANNE BABALARA KİTAP SEVGİSİ İÇİN TAVSİYELER

Yılbaşı kutlamalarının yaklaştığı günümüze dönük hatırlatma ve tavsiyeler doğrultusunda anne babalara da telkinlerde bulunan Avcı, kitap sevgisi ve kitap okuma kültürü için şunları söyledi;
Yılbaşı yaklaşıyor. Başta anne babalar olmak üzere her vatandaşımıza önerimdir ki hediye ve ödül listenizin en başında mutlaka kitaplar olsun.
Evimizde mutlaka bir kütüphane yahut kitap köşesi bulunsun. Televizyon izleme veya dizi, film seyretme saatlerimiz olduğu gibi muhakkak kitap okuma saatleri de oluşturalım.
AVM ve çarşılara gittiğimizde kitapçılara da uğrayalım ve alışveriş listemizde yiyecek içeceklerin yanında kitapta bulunsun. Bu arada mahkemelerimizin kimi para cezalarını kitap okuma cezasına çeviren örnek uygulamalarını artırması gerektiğini de hatırlatmak istiyorum.

Kaynak: EğitimAjansı
  |  YORUM YOK  |  

‘2015 YILI DİNİ GÜNLER LİSTESİ’ BU TAKVİMDE

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı 2015 yılı dini günler takvimini sizler için derledik.

2015 yılında kandiller hangi güne denk geliyor?

2015 Ramazan Bayramı ne zaman?

2015 Kurban Bayramı ne zaman?

Mevlid Kandili, Üç Ayların Başlangıcı, Ragaip Kandili, Miraç Kandili, Berat Kandili, Kadir Gecesi, Arefe ve Aşure günü gibi dini günlerin tarihi ve tüm detayları…

dini-gunler
  |  YORUM YOK  |  

HARAM PARA HUZUR BIRAKMIYOR!

Hakkında “Kaybedilme Kabiliyeti” adlı bir belgesel çekilen Mustafa Savgan 1979 yılında 100 bin TL ikramiye kazandı. 1982  yılında milli piyango bileti alan Savgan’a 30 milyon TL çıktı. 1984 yılında yine milli piyango aldı bu sefer kendisine 15 milyon TL ikramiye kazanan Savgan yılmadı 1987 yılında aldığı milli piyango bileti ile 2 milyon TL kazandı. Kendisinin belgeseli yapıldığında ise “ayakkabı boyacılığı” yapıyordu.
Bir yakının evininde kaldığı bir dönemde 12 Aralık 2014 tarihinde hayata veda fakir olarak veda etti. Bir çok kez kendisine ikramiye çıkmasına rağmen parayı iyi değerlendiremedi ve para saadetini yakalayamadı. Anlaşıldığı üzere Milli Piyango ikramiyesinden çıkan para mutluluk getirmiyor.

YOLSULLUK İÇİNDE DONARAK ÖLDÜ

Yaklaşık 40 yıl önce aldığı milli piyano bileti ile büyük ikramiyenin kendisine çıkan Mustafa Sarıoğlu hayatı para yüzünden yerle bir oldu.

Denizli’nin Sarayköy ilçesinin Tırkaz köyünde yaşayan Sarıoğlu parasız kalınca yoksulluk içerisinde yaşamaya başladı ve ona komşuları bakmaya başladı.

Devletten aldığı yaşlılık maaşıyla yaşarken kısa bir süre sonra evi yandı. Köylüler aralarında topladıkları paralarla evi tamir ettiler. Kimsesi olmayan,evlenmeyen Sarıoğlu belli bir süre sonra öldü. Sarayköy Devlet hastanesinde yapılan otopsi sonucu donarak öldüğü söylendi.
  |  YORUM YOK  |  

UMRE ZİYARETLERİNE KUDÜS ROTASI GELİYOR


Diyanet İşleri Başkanı Görmez, geçmişte Kudüs’ün Umre ibadetinin bir parçası kabul edildiğini anımsattı ve yeni çalışmalarını açıkladı.
Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Hac Değerlendirme Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, düzenlenen toplantının önemine dikkat çekerek, benzer toplantılar düzenlenmeye devam edileceğini söyledi.

TARİHİMİZDE KUDÜS, UMRE ZİYARETİNİN BİR PARÇASIYDI

Diyanet İşleri Başkanı Görmez: “Bizim tarihimizde bu ibadet yapılırken Kudüs bilhassa Umre ibadetinin bir parçası kabul edilmiştir. Biz bunu terk ettik ve Kudüs’ü adeta başka bir ülkeye teslim ettik. Kudüs onların değil, Kudüs Müslümanlarındır” dedi.

“KUDÜS ZİYARETİ UMRE PROGRAMINA EKLENİYOR”

Görmez, “Arkadaşlarımız önümüzdeki hafta oraya gidecekler, oranın bütün imkânlarını gözden geçirecekler ve biz de vatandaşlarımıza ilan edeceğiz.
Diyeceğiz ki Umre’ye gitmek isteyen vatandaşlarımızından, Kudüs’e uğrayarak gitmek isteyenler, yahut Umre’yi, Kudüs’e uğrayarak bitirmek isteyenler varsa bize müracaat etsinler.
Elbette bunu Dışişleri Bakanlığı ve ilgili bütün devlet kurumlarımızla birlikte planlayacağız, uluslararası ilişkiler çerçevesinde planlayacağız. Bu Ürdün üzerinden mi başka yerden mi yapılacak bunun imkânlarını hazırlayarak, en güzel bir şekilde vatandaşlarımıza inşallah bu hizmeti de sunacağız.” çağrısı

“MEKKE’YE GÖKDELENLER DİKMEKLE OLMAZ”

Prof. Dr. Mehmet Görmez, Mekke’deki mevcut şartların İslam âleminin hac talebini karşılayamadığını söyledi.
Görmez, “Bugün 25 milyon talep var. Umre ibadetine de talep sürekli yükseliyor. İslam dünyası bunu herhangi bir ülkenin milli meselesi olarak görmeden, birlikte görüşüp istişare ederek hac ibadetini 100 yıl sonrasına göre planlamalı.

 Bunu sadece Kâbe’ye nefes aldırmayacak şekilde gökdelenler dikmekle çözemeyiz.” dedi.